GİRİŞ
Gerçek bir olaydan esinlenerek çekilen Ferhan Şensoy’un Pardon filminde; İbrahim, resmi üniforma görmekten çok rahatsız olan biridir. İbrahim, bir gün resmi üniformalı birisiyle karşılaşınca hemen oradan kaçmak ister ancak durumdan şüphelenen polis, 3 arkadaşı da içeri alır. Suçsuz yere 6,5 yıl hapis yatan arkadaşlar sonunda dışarı çıkmayı başarır.
14.05.2020 tarihinde yayınlanan Vergi Usul Kanununun 160/A maddesinin uygulamasına ilişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Taslağında da Pardon filmine benzer bir durum yer almaktadır. Tebliğ taslağına göre idare sahte belge düzenleyicisi olduğundan şüphelendiği mükelleflerin mükellefiyetini kendiliğinden silebilecek ve vergi incelemesine sevk edecektir. Vergi incelemesi neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği sonucuna varılırsa mükellefiyeti geriye dönük olarak tekrar tesis edilecektir.
Tebliğ taslağında belirtilen uygulamanın ayrıntıları ve hatalı olduğunu düşündüğümüz yanlarını bu makalemizde ele alacağız.

MÜKELLEFİYETİN RE’SEN TERKİNİ
Tebliğ taslağında sahte belge düzenleme riskinin bulunduğu mükelleflerin mükellefiyet kaydının nasıl terkin edileceği açıklanmıştır. Buna göre sahte belge düzenleme ihtimali olan mükelleflerin mükellefiyetleri aşağıdaki adımlar izlenerek terki edilecektir.
Adım Analiz ve Değerlendirme: Mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri, işyeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş bilgileri ve çalışan sayıları itibariyle üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi ile beyan ve bildirimlerinin uyumlu olup olmadığı, haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma yönünden rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı, alış-satış yaptıkları mükellefler hakkında düzenlenen/yapılan sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme/kullanma rapor/olumsuz tespit bilgileri, ortaklık yapısı ile ortaklara ilişkin bilgiler gibi hususlara bağlı olarak analiz ve değerlendirmeler yapılacaktır.

Adım Vergi İncelemesine ve İlgili Vergi Dairesine Sevk: Analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riski yüksek olduğu tespit edilen mükelleflere ilişkin bilgiler, düzenlenen bir analiz raporu ile mezkûr madde kapsamında mükellefiyet terkin işlemlerine başlanılması amacıyla Başkanlık aracılığıyla ilgili vergi dairesi başkanlığına/defterdarlığa/vergi dairesi müdürlüğüne aktarılır ve söz konusu mükellefler vergi incelemesine sevk edilir.

Adım Yoklama Yapılması: Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığının/defterdarlığın/vergi dairesi müdürlüğünün ıttılaına girmesini müteakiben mükellefin bilinen işyeri adresinde yoklama yapılır.

Yoklamada;

  • Bilinen işyeri adresinde faal olunup olunmadığı,
  • Cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetin bulunup bulunmadığı,
  • Üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi,
  • Depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş vb. varlığı,
  • Emtia mevcudu,
  • Çalışan sayısı, gibi mükellefin hakikatte ticari faaliyette bulunduğunu veya bulunmadığını ispatlamaya matuf hususlar tespit edilir ve düzenlenen tutanakta bunlara yer verilir.

Adım Analiz ve Yoklamaların Değerlendirilmesi: Bakanlık ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme sonuçları ile mükellef nezdinde yapılan yoklama neticesinde tespit edilen hususlar, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi nezdinde oluşturulan bir komisyon tarafından değerlendirilir.

Komisyon tarafından, söz konusu analiz ve değerlendirme sonuçları ile yapılan yoklama neticesinde tespit edilen hususlarla birlikte;

  • Tarh zamanaşımı süresi içindeki dönemlere ilişkin beyannameler ve Ba-Bs bildirimleri,
  • Daha önce yapılmış yoklamalara ilişkin tutanaklar,
  • Tahakkuk, tahsilat ve vergi borcu bilgileri,
  • Alım-satım ilişkisi içinde olunan mükelleflere ilişkin bilgiler,
  • Alış ve satış yapılan mükelleflere ilişkin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerine ilişkin tespitler

ile vergi dairesinde bulunan diğer bilgi ve kayıtlar (vergi incelemesi bilgileri, kira sözleşmesi, elektronik ortamda bulunan bilgiler, vb) dikkate alınarak mükellefin, cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibariyle bildirdiği ticari/mesleki faaliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde işletme kapasitesi ile beyanlarının (satış hasılatının, stoklarının, maliyetlerinin, vb.) uyumlu olup olmadığı değerlendirilir.

Adım Vergi Dairesi Başkanı/Defterdar Onayı: Vergi dairesi nezdinde oluşturulan komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ve mükellefiyetin mezkûr madde kapsamında terkin edilmesi gerektiğine kanaat getirilmesi halinde komisyon görüşü bir tutanağa bağlanır ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulur.
Mükellefiyet kaydı terkin edilen mükellefler, mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiğine ilişkin bilgilendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde, Vergi Usul Kanununun 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan asgari teminat tutarından az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında aynı maddede belirtilen türde teminat verilmesi ve tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla terkin tarihi itibarıyla yeniden mükellefiyet tesis ettirebilirler.
VERGİ İNCELEMESİ NETİCESİNDE SAHTE BELGE DÜZENLENMEDİĞİ ORTAYA ÇIKINCA YAPILACAK İŞLEMLER
Tebliğ taslağında;
“Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, sahte belge düzenlemediğinin tespit olunması halinde, terkin tarihi itibariyle mükellefiyet kaydı yeniden açılır.
Mükellefiyetin yeniden tesis edildiği, mükellefe bir yazı ile tebliğ edilir.
Mükellefiyet kaydının re’sen terkin tarihi ile yeniden tesis edildiği tarih aralığında verilmeyen beyanname ve bildirimler, mükellef tarafından, yeniden tesise ilişkin yazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde verilir ve tahakkuk eden vergiler aynı sürede ödenir.”
İfadesine yer verilmiştir.
Yani yapılan vergi incelemesi neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği, idarenin yanlış değerlendirmeler sonucunda mükellefiyeti terkin ettiği ortaya çıkarsa mükellefiyet geriye dönük olarak terkin tarihi itibariyle yeniden açılacaktır.
Bir de mükelleften o dönem aralığında verilmeyen beyannamelerin verilmesi, bildirimlerin yapılması ve en azından damga vergilerinin 1 ay içerisinde ödenmesi talep edilmektedir.
Vergi Usul Kanununun 140. maddesi gereğince sınırlı incelemelerde azami süre 6 ay, tam incelemelerde ise 1 yıldır. Ayrıca 6 aya kadar ek süre verilebilmektedir. İncelemenin kapsamına göre vergi incelemesi 1,5 yıla kadar uzayabilmektedir. Ayrıca söz konusu süre vergi incelemesine başlama tutanağının imzalandığı tarihte başlamaktadır. Mükellefiyet kaydının silindiği tarih ile vergi incelemesinin başladığı tarih de dikkate alındığında aradaki süre daha da uzayacaktır.
Devlet şüphelendiği mükellefin mükellefiyetini durdurmakta, incelme neticesinde şüphesi yersiz çıkınca da “pardon” deyip tekrar mükellefiyet tesis ettirmektedir. Kanunda belirtilen teminatı ödeyecek durumu olmayan mükellefler bu uygulama nedeniyle mağduriyet yaşayacaktır.
Mükellefiyeti terkin edilen mükellef uzun bir süre faaliyetine devam edemeyecek, itibarı sarsılacak, müşterileri nezdinde sicili bozulacaktır. Bu durumdaki bir mükellefin tekrar mükellefiyetinin tesis edilmesinin pratikte pek bir faydası olmayacaktır.
ÖNERİLERİMİZ
Gerek ülke ekonomisi ve gerekse de gelir idaresi için sahte belge ile mücadele çok önemlidir. Devletin bu mücadelede caydırıcı ve koruyucu önlemler alması gayet doğaldır. Ancak hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olarak alınan tedbirlerin vatandaşın haklarına halel getirmemesi gerekmektedir.
Devlet teminat uygulaması getirerek kendi alacağını garanti altına almakta ancak haksız yere mükellefiyetini terkin ettiğinde mükellefin uğrayacağı zararı göz önüne almamaktadır. Tek yanlı bu bakış açısından vazgeçilmesi gerekmektedir.
Sahte belge düzenlediğinden şüphelenilen mükellefin kaydının silinmesi ve faaliyetlerinin tamamen durdurulması yerine zaten incelemede olan mükellefin inceleme süresince denetim elemanının onayı olmadan satış yapması ve fatura düzenlemesi yasaklanarak faaliyetlerini tamamen durdurmadan inceleme neticelenene kadar kısıtlanabilir. Böylece dürüst mükellefler için önü alınmaz hasarların oluşması önlenebilir.
SONUÇ
Sahte belge ve kayıt dışılık ile mücadele gelir idaresinin ve ülke ekonomisinin en önemli sorunlarından olduğu bir gerçek. Bu mücadelede bazen katı tedbirlerin alınması da zorunluluk halini alabilmektedir. Ancak hukuk devleti olmanın bir gereği olarak idarenin işlemlerinin de mükellefleri mağdur etmemesi gerekmektedir.
İdarenin şüpheye dayalı işlemlerle mükelleflerin faaliyetlerini durdurması Anayasa’nın 48. maddesinde vücut bulan özel teşebbüs kurma hakkının da gaspedilmesi olarak yorumlanabilecektir. Bu nedenle sahte belge düzenlediği yönünde şüphe duyulan firmanın mükellefiyetinin sonlandırılmasından ziyade faaliyetlerinin kesin rapor yazılıncaya kadar gözetim altına alınması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir